|
|
|
 |
|
En Düşük Fiyat |
 |
| | Yas Kitabı: Dersim 38`i Yazdılar / Mehmet Çetin `´Cehennem acı çektiğimiz yer değildir; acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir´ diyen Hallac-ı Mansur, neredeyse bin yıl öncesinden, Dérsimlilerin en azından son yüz yıldır yaşadığı derin yalnızlığı tanımlıyordu sanki` diyordu M. Çetin, kitabın girişinde.
Hatırlanacağı üzre, 10 Kasım 2009´da Onur Öymen´in, TBMM´de yaptığı konuşmada, ´Kürt Sorunu´nun çözümüne dair ´38 Dersim Katliamı yöntemini önermesinin ardından, 70 yılı aşkın bir zaman sonrasında, denilebilirse ilk kez bu kapsamda konuşulmuş, yazılmış, tartışılmıştı.
Söz konusu yazılardan ´temsili´ olarak derlenmiş bu kitaptan amaçlananın, kamuoyunun meseleye dair bilgilenmesine katkı sunmak ve kitaba alınmış ekler ile de konuya dair okumalara kaynak sunmak olduğu belirtilirken; yıllardır kendi ´yas´ları ile baş başa bırakılmış. Dersimlilerin, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından bugüne sistematik bir devlet projesi ve zulmü ile karşı karşıya olmalarına karşın, temel hissiyatlarının ´kardeşleşme´ olduğuna da dikkat çekilmektedir.
Dersim 38´i Yazanlar;
Akif Beki, Alper Görmüş, Altemur Kılıç, Ayşe Hür, Baskın Oran, Berzan Boti, Can Dündar, Cengiz Çandar, Cüneyt Arcayürek, Doğan Heper, Doğan Durgun, Eren Keskin, Ergin Doğru, Ertuğrul Özkök, Evrim Alataş, Fadime Özkan, Ferda Keskin, Gülay Göktürk, Gündüz Vassaf, Hasan Celal Güzel, Hasan Cemal, Hilal Kaplan, İclal Aydın, İhsan Dağı, İsmail Beşikçi, Joost Lagendijk, Karin Karakaşlı, M. Latif Salihoğlu, Mehmet Ali Kışlalı, Mehmet Bayrak, Mete Tuncay, Mine Kırıkkanat, Mithat Sancar, Mustafa Sancar, Mustafa Yelkenli, Muzaffer Oruçoğlu, Mümtaz´er Türköne,
...
| 0,00 YTL (0 Satıcı)
|  |
|
| | | | Atatürk`ün Evrensel Boyutları / İsmet Bozdağ Bu Memleket Tarihte Türk´tü Bugün de Türk´tür ve Ebediyen Türk Olarak Kalacaktır. -M. Kemal Atatürk-
Bu kitap bir büyük araştırmanın sadece bir bölümüdür. Ancak `bölüm` yeniden gözden geçirilmiş, bazı ekler ve çıkarmalar yapılmıştır. Bu kitapta amaçlanan hedef, Türkiye ve Atatürk hakkında sınırlı bilgisi olan yabancılara ve Atatürk´ü sistem ve doktrin olarak tanımak isteyen gençlerimize eskiz halinde de olsa tanıtmaya çalışmaktır. Gençlerimizin bilmesi için şu kadarını eklemek istiyorum: Atatürk´ün fikir yapısı, hiçbir sistemle kalıplanacak nitelikte değildir. Kendisine özgü bir `hürriyet` anlayışı olduğu için liberalizme götürülebilir. Ama kesinlikle Marksizm´e yerleştirilmesi mümkün değildir. Çünkü, kendisi, sürekli olarak olaylar karşısında alternatif düşünceler ürettiği gibi, her türlü fikir kalıplarına da karşı çıkmıştır. Nitekim mahiyetini kavrayabilmek için 1934 yazında Yalova´da Marksizm üzerinde ciddi bir çalışma yapmış ve sonunda arkadaşlarına bu çalışmalarının özetini: `Bize yarar bir şey yok` diyerek anlatmıştır.
...
| 5,49 YTL (2 Satıcı)
|  |
|
| | | | Atatürk`ün Bütün Eserleri Cilt: 27 / Kolektif (2 Ekim 1934 - 1 Kasım 1935)
Milleti millet yapan unsurlar tamamlanıyor.
Türkiye Cumhuriyeti diline sahip çıkıyor. Büyük seferberlik açılıyor. Dil Devrimi bizzat Atatürk´ün önderliğinde uygulanıyor. Öztürkçe karşılıklar bulunuyor. Kurumların adı değişiyor. Soyadlar veriliyor.
Kadınlar milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazanıyor. Toplumsal ve siyasal yaşamda, ekonomik ve askeri alanda kadının yeri ince ayrıntılarında tartışılıyor.
Atatürk´ün Güneş - Dil Teorisi ile ilgili imzasız yazdığı bilinmeyen kitapçığı ilk kez bu ciltte
1935 seçimleri CHP 4. Büyük Kurultayı CHP 1935 Program ve Nizamnamesi Milletlerarası Kadınlar Birliği Kongresi `Türk çocuklarının vatan kuşlarıyla vatan havası içinde yarışa` alışmaları için Türk Kuşu Kurumu´nun açılışı. Celal Bayar´a armağan edilen plak kaydı Amerikalı gazeteci Gladys Baker´la önemli görüşme metinleri Timur hakkında bir köylüyle sohbet Türk Tarihi Araştırma Kurumu Programının taslağı Mimar Sinan heykeli.
...
| 24,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Bir Ara Rejim Bürokratının Anıları / Osman Şıklar Merkez Bankası´nın unutulmaz başkanlarından Osman Şıklar´ın bu anı kitabı çocukluk günlerinden başlıyor; Böylece karanlık ve kapalı rejim dönemine yeni bir ayna daha tutulmuş oluyor.
...
| 13,49 YTL (2 Satıcı)
|  |
|
| | | | Türkiye Cumhuriyeti Tarihi / Şener Aksu Bu eser üniversitelerde okutulan Atatürk İlkeleri ve İnkilâp Tarihi Dersleri için gerekli bilgileri içermektedir. İçeriği de derslerin işlenişine yönelik tasarlanmıştır. Üniversite öğrencilerinin gereksinimleri düşünülerek oluşturulan eser, alışılagelen Cumhuriyet Tarihi kitaplarından farklı olarak 1938´den sonraki dönemi de içermektedir. Böylece dersin içeriğiyle günümüzdeki gelişmeler arasında bağ kurmak olanağı bulunabilecektir.
...
| 10,80 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Umut Yılı 1977 / Bülent Ecevit Siyasi tarihimize Milliyetçi Cephe olarak giren Süleyman Demirel başkanlığındaki AP - MSP - MHP koalisyon hükümeti döneminde, cepheleşme giderek artıyordu. Seçimi kurtarıcı olarak gördüğü için 1977 yılını bu sözlerle selamlayan Bülent Ecevit´in öngörüsü, olaylı 1 Mayıs´ın ardından 5 Haziran´da yapılan seçimlerde gerçekleşti ve CHP, Türkiye´de sol bir partinin aldığı en yüksek oy oranı olan yüzde 41.4´e ulaştı. Ancak seçimi kazanan Ecevit, seçim sistemi nedeniyle güvenoyu alacak kadar sandalye kazanamayınca, iktidara 2. MC hükümeti geldi.
Ecevit´in bahsettiği yeniden doğuş, ancak 1978 Ocak ayında 11 AP milletvekilinin partisinden ayrılıp bakanlık karşılığında CHP´ye katılmasıyla gerçekleşecekti. Fakat `Güneş Motel Olayı` olarak adlandırılan bu yöntem de Türkiye´nin siyasi bunalımına çare olamayacak ve ülke, giderek hızlanan bir şiddet döngüsü içinde 12 Eylül´e doğru ilerleyecekti.
...
| 8,99 YTL (2 Satıcı)
|  |
|
| | | | Tarih Nasıl Öğretilir? / Mustafa Safran Ahmet Şimşek - Akif Pamuk - Zihni Merey - Ahmet Doğanay- Tuğba Yanpar Yelken - Tuba Belenli - İsmail Hakkı Demircioğlu - Erkan Dinç - Mustafa Öztürk - Neval Akça - Dursun Dilek - Ramazan Alabaş - Bahri Ata - Gülin Karabağ - Fatma Gültekim - Gülçin Dilek - Yasin Doğan - Bülent Akbaba - Mustafa Öztürk - Yeliz Kale - İbrahim Sarı - Hasan Işık - Semih Aktekin - Tûbâ Şengül - Hüseyin Köksal - Adnan Altun - Ayten Kiriş - Banu Çulha - Sezai Öztaş - Selahattin Kaymakçı - Kerem Çolak - İbrahim Hakkı Öztürk - Şahin Oruç - Nadire Emel Akhan - Özgür Aktaş - Bülent Akbaba
`İnsanın, geçmişle arasında kurduğu ilişkiye, biz tarih diyoruz. İlişkinin kah resmi, kah hayali, kah fırtınalı ya da huzurlu oluşu, geçmişten değil, kendimize ve geleceğimize ilişkin karşılaştığımız problemlerden yahut yaptığımız tasarımlardan kaynaklanıyor. Ne de olsa bugün var olan ve yaşayanlar bizleriz. Bununla birlikte varlığımız ile geçmişimiz arasındaki bu ilişkinin etkiye çok da açık olduğunu söylemek kolay değildir. Çünkü bizlerin tanım ve tasarımlarımızın tarihe yüklediği gerilim ile onun bir sosyal bilim olarak metodolojik güvenceleri arasında sürekli bir didişme mevcuttur.` -Mustafa Safran-
Bahsedilen bu gerilimin eğitime yansıması tartışılması gereken diğer bir boyuttur. Tarihin neden ve niçin öğretildiği önemli olmakla birlikte, bunlardan daha da önemli olanı tarihin nasıl öğretildiğidir. Tarihin öğretiminde müfredatın, ders kitaplarının ve iktidarın etkisi yadsınamaz. Fakat bu bağlamda belirleyici olan araçlardan birisi de mikro iktidardır. Öğretmenin kurduğu mikro iktidarın etkilerini en aza indirgemenin veya başka bir ifade ile doğrudan demokrasiyi tanımlayan, bireyin/öğrencinin kendi anlatısını oluşturmada en önemli argümanlardan birisi de alan eğitimidir.
Bu kitapta bir tarafıyla tarihin netliğinden, tarih öğretiminin amaçlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede teorik tartışmaların yanı sıra, tarihin nasıl öğretileceği gibi uygulamaya/yaşantıya dair makaleler yer almaktadır.
...
| 20,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Beauties of the Bosphorus / William H. Bartlett Yayınevimizden daha önce Türkçesi yayınlanan kitap, şimdi İngilizcesi dilinden, İngiliz kadın yazar Julia Pardoe 1836´da, Tanzimat Fermanı´nın okunmasından üç yıl önce, Yeniçerilerin kaldırılmasından on yıl sonra İstanbul´a gelir. On ay kaldığı ve büyüsüne kapıldığı bu şehri ve tanıştığı insanları, maharetli kalemiyle üç ciltlik bir seyahatnameye konu eder. Türklere önyargısız yaklaşımıyla dikkat çeken seyahatname İngiltere´de büyük ilgi görür. Pardoe 1854´te ilk kitabının gözden geçirip kısaltarak, ünlü çizer W.H. Bartlett´in çizgileriyle yeniden yayımlar. 1836´da yazdığı ayrıntılı ve meraklı metin ve 1854 basımının çizimleri ilk kez bu kitapta bir araya geliyor. Paşa konaklarından hanım sultanların harem eğlencelerine, Harbiye Mektebi´ndeki çiçeği burnunda asker adaylarından günler süren saltanat düğünü şenliklerine, Beyoğlu´nun Frenk sosyetesinin dedikodularından mezarlıklardaki panayırlara dek sayısız meraklı sahne, yüzü aşkın gravürle birlikte.
...
| 96,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Dokuz Işık / Alparslan Türkeş Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş´in düşüncelerinden oluşan bu eser, aradan yıllar geçmesine rağmen sanki bugün söylenilmiş, bugün yazılmış gibi tazeliğini, güncelliğini korumakta, yol göstericiliğine devam etmektedir. Bu canlılığını daha uzun yıllar koruyacağından emin olduğumuzu da söylemeliyiz. Bu kitaptan her kesimin, her yaşta kişilerin alacağı, çıkaracağı dersler vardır.
Dokuz Işık´ın zaman zaman çeşitli yerlerde değişik baskıları yapılmıştır. Bu da onun hâlâ önemini koruduğunun en canlı ispatı olmaktadır. Yalnız bu arada bir noktaya parmak basmak zorundayız: Yapılan bu baskıların ne yazık ki biri ötekini tutmamaktadır: Kimisi kısa, kimisi uzun vb...
Biz yaptığımız bu çalışmada 1978 yılında İstanbul´da basılmış olanını (Genişletilmiş 1.baskı) esas aldık. Gözden kaçmış kimi tashih hatalarını, mükerrer ifadeleri düzeltmenin ve içindekiler kısmını eklemenin dışında metne bağlı kaldık.
Başbuğ Alparslan Türkeş´i rahmetlerle anıyor, okuyucuları eserle baş başa bırakıyoruz.
...
| 16,00 YTL (4 Satıcı)
|  |
|
| | | | 12 Eylül Sabahı / Kolektif Kapı gıcırtıyla kapandı. Gittin işte. Gitmek değildi aslında, götürülüyordun, bir insana yakışmayacak hakaretler ve sözler eşliğinde. Bana sarılmak istediğinde buna bile izin verilmemiş, beni kucaklamak için açtığın kollarına acımasızca vurulmuştu.
Arkandan çabuk dönmen için su döken yoktu. Rüyasız bir uykudan uyanmış gibi hüzünlü gözlerle bakıyordum ardından, boyumun yetmediği pencereden seni görebilmek için binbir zorlukla. Birkaç adım ötede ağlayan annemin çığlıklarına karışıyordu, benim hıçkırıklarım. O günün, ömür boyu bir iç yarası olarak kalbimin en derininde kalacağını nerden bilebilirdim ki. Pencerelerin önüne ekmek koyarak alıştırdığın güvercinler fark etti yokluğunu önce, gelmez oldular, sonra yavaş yavaş her şey senin yokluğuna büründü. Senden sonra bütün düşlerimi bir sandık odasına kaldırdım. Babasının prenses kızı olarak büyüyen arkadaşlarımın içinde yalnızlığımı çoğaltarak geçiriyordum günlerimi. Hiçbir karne gününde yanımda değildin, karşıdan karşıya geçerken hep bir elim boşlukta kalıyordu. Senin yokluğunun açtığı hiçbir yara kapanmadı. Ne zaman bir çocuk parkında, bir babanın kızına sarıldığını görsem içimdeki kapanmaz yara biraz daha kanıyor, biraz daha derinleşiyor.
12 Eylül arkasında hiç unutulamayacak acılar bıraktı, bir de ömür boyu babasının gittiği yaşta kalacak olan küçük kızlar...
...
| 16,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | 12 Eylül / Hüseyin Kaya 12 Eylül 1980 ihtilalinin ardından 30 yıl geçti. Bu süreçte toplumun farklı kesimleri mağduriyet ve demokrasi adına çok şey söyledi. Şimdi devlet eliyle halkın önüne sandık getirilecek. Halk 12 Eylül´de son sözü söylemek üzere hazırlanıyor. Her on yılda bir ihtilal yapılan ülkemizde 30 yıldır alışılagelen türden ihtilal olmuyor. Farklı dönemlerde ` postmodern `tabir edilen türden müdahaleler oldu. Bu tür müdahalelere halkın tepkisi de sert oluyor. Kabuğunu kırmak üsteyen bir Türkiye, sözde değil gerçek demokrasi isteyen bir ülke, ihtilal mağdurlarının yakınlarının yaşadığı bir vatan; sivil anayasa için sandığa gidecek.
...
| 13,60 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | 30 Yıl 30 Hayat / İbrahim Dizman Her biri, 12 Eylül darbesinin üzerine atılan örtünün bir ucunu açıyor. Çünkü her biri birer aydınlanma neferi...
İşkence tezgahlarında bile inandıkları değerlere sırt çevirmediler...
...
| 23,20 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Kabakçı Mustafa / Ahmet Refik Altınay Ahmet Refik Altınay´ın `Geçmiş Asırlarda Osmanlı Hayatı` başlıklı bir dizi halinde Kitaphane-i Hilmi tarafından 1915-1927 tarihleri arasında yayımlanan on altı eserini Tarihe Yolculuk adını verdiğimiz dizimizle okurlarımızla buluşturuyoruz. Dizinin yedinci kitabı olan Kabakçı Mustafa adlı eserin ilk baskısı 1915 [1331] yılında yapılmıştır.
Kabakçı Mustafa´da, Osmanlı Devleti´nde bitmek tükenmek bilmeyen isyanların ve elebaşlarının bir değerlendirmesi yapıldıktan sonra Üçüncü Selim döneminin musiki ve sanat hayatı, Osmanlı yöneticilerinin kişilikleri ve dış siyasetin durumu, elebaşılığını Kabakçı Mustafa´nın yaptığı isyan, isyancılar ve isyanı izleyen günlerin olayları anlatılıyor. Altınay, kitabının ilk sayfasında bu konuları şu alt başlıklarla sunuyor: Osmanlı İhtilâllerinin Mahiyeti, İsyan Reisleri, Kabakçı Mustafa, Ulema ve Yeniçeriler, Üçüncü Selim Devrinde Sanat ve Musiki, Siyaset-i Hariciye, Kabakçı´nın İsyanı, Üçüncü Selim´in Hal´i, Türediler Saltanatı, Alemdar.
...
| 7,49 YTL (2 Satıcı)
|  |
|
| | | | Fikriye / Şemsi Belli Niye bu kadar uzak duruyoruz O´ndan?..
Neden çekiniyoruz, insan Atatürk´ün özel yaşamına eğilmekten?
O´nun uğruna intihar eden aşk dolu güzel bir kadını konuşmaktan mı çekiniyoruz? Yoksa savaş cephesinde bile bu sevgi dolu kadının sağlık durumunu şifre telgraflarla izleyen duygu yüklü bir Atatürk´le tanışmak, ayıp mı?
Tarih yaratmış insanlar, özel yaşamlarıyla da tarihin bir parçasıdır her zaman. Ve tarih, yaşanmışlığa direnen koşullanmaların tekelinde değildir. O´nu sevgisel ve duygusal yönleriyle tanımak, O´nu anlamakla kucaklaştırır bizi...
Bu kitap, bir mücadele insanının, hiç yazılmamış ve sır kalmış gönül dünyasına bir vefa borcudur.
Bırakalım da mimozalar coşkulu açsın tarih kitaplarında...
...
| 10,49 YTL (2 Satıcı)
|  |
|
| | | | Avrupalı Seyyahların Gözüyle Osmanlı Ordusu / Gülgün Üçel-Aybet Osmanlı İmparatorluğu´nda silahlı gücün örgütlenmesi, şekillenmesi ve kendine has bir bürokrasi yaratması, devletin yapılanışıyla paralel bir seyir izler. Askerî gücün tasnifi, giderlerinin karşılanması, silahlandırılması, iaşesi, sefer hazırlıkları, savaş halindeki ordunun düzeni, ayrı ayrı ele almayı gerektirecek kadar kapsamlıdır. Gülgûn Üçel Aybet, Avrupalı Seyyahların Gözüyle Osmanlı Ordusu 1530-1699´da bu kapsamlı çerçeveyi inceliyor. Bürokrasinin imparatorluk şartlarına göre biçimlendiği bu dönemde ordunun yapısını ele alıyor. Bu araştırma sırasında Avrupalı seyyahların gözlemleri, kılık kıyafetlerden ordugâhtaki yapılara ve bunların renklerine kadar ayrıntılı tasvirlere kavuşma imkânı sunuyor. Arşiv belgeleri, Osmanlı kaynakları, Osmanlı tarihçilerinin anlatımları kadar yabancı gözlemcilerin anıları da kitabın ortaya çıkmasında en önemli kaynaklar arasındaki yerini alıyor. Ordunun yapısı, savaşta ve barışta ordunun ihtiyaçlarının nasıl karşılandığı, sefer hazırlıkları ve ordugâh kitapta ayrıntılı bir şekilde sunulurken, okuyucuya da imparatorluğun en geniş sınırlarına ulaştığı bu dönemde kapsamlı bir değerlendirme yapma fırsatını tanıyor. Avrupalı Seyyahların Gözüyle Osmanlı Ordusu 1530-1699, hem araştırmacılar hem de meraklı okurlar için önemli bir kaynak.
...
| 24,80 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Yıldız`da Neler Gördüm? / İ. Müştak Mayakon Altı yüzyıl boyunca Doğu ile Batı dünyası arasında bir köprü işlevi görmüş olan Osmanlı Devleti tarihini ele aldığımızda, saltanatlık makamını en uzun süre elinde bulunduran padişahlardan biri olan Sultan Abdülhamid, bazılarına göre `Son Sultan` bazılarına göre ise `Kızıl Sultan` olarak değerlendirilmiştir.
1901 yılında Dâhiliye Nezareti Mektubî Kalemi´ne, 1902´de Yıldız Sarayı 3. Kâtipliği´ne, 1908´de de Meclisi Âyan Umumî Kâtipliği´ne atanarak devlet hizmetinde bulunmuş olan İsmail Müştak Mayakon´un `Yıldız´da Neler Gördüm?` adlı eseri, Sultan Abdülhamid ve dönemine şahitlik eden bir kişinin anıları olması açısından önemlidir.
İstifadenize sunmaya çalıştığımız bu eser; ezber bozacak, Abdülhamid ile ilgili birçok itham ve yanlışı tashih edecek veya kafalardaki soru işaretlerini artıracak nitelikte, yaşananları kendi penceresinden nakleden bir hatıradır.
...
| 8,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Cumhuriyet Türkiye`sinde Anayasa Oyunları / Mehmet Arif Demirer Demokrat Parti gerçeğini günışığına çıkardığı için Sayın Demirer´e teşekkürlerimi sunuyorum. Mehmet Arif Demirer´in bu fikrî çalışması ile Demokrat Parti´ye milletçe var olan borcumuzun bir taksitini ödediğimizi söyleyebilirim. -Hüsamettin Cindoruk-
`Tüm anketlerde milletin ancak üçte birinin desteğine sahip gözüken bir parti, yedi buçuk yıl tek başına iktidarda kaldıktan sonra, en geç bir yıl içinde yapılacak genel seçimlerden önce, tek başına bir büyük çaplı anayasa değişiklik paketini Meclis´ten geçirerek, 12 Eylül günü halkın oyuna sunuyor. Ana Muhalefet partisi `İki maddeyi ayır, destekleyelim` dedi. Ayırmadı. O iki madde ile kendi partisinin görüşü doğrultusunda, kendi partisinin çıkarlarını gözeterek yüksek yargıyı denetim altına almak istiyor.
Dolayısı ile artık tek başına iktidarda ol(a)mayacak derecede halkın desteğini kaybetmiş bir partinin anayasa dayatması olayını yaşıyoruz. Tam elli yıl önce 1960 yılında da askeri bir darbeden sonra benzer bir anayasa oyunu yaşanmıştı Türkiye´de.
2010 yılında ise AKP, 2011 seçimlerinde Tek Başına İktidar konumundan uzaklaşacağının bilincinde, Türk Silahlı Kuvvetleri´ni de karşısına alarak demokrasi adına kendi mutfağında hazırladığı taslağını Türk seçmenine dayatmaya çabalıyor. Bu anayasadan kendine siyasi kazanç sağlamayı planlıyor. Bu planın tutup tutmayacağını; bu kitabı okuduktan sonra daha iyi anlayacağınıza inanıyoruz`
...
| 12,80 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Ortaçağ Türk Devletlerinde Suç ve Ceza / Cüneyt Kanat İnsanlık tarihinin başlangıcından beri suçun olduğu her yerde mutlaka ceza da olmuştur. Cezalar pek çok uygarlıkta uzun tecrübelerle, ve zaman içerisinde ortaya çıkan yasaya da yasaklarla düzenlenmeye çalışılmıştır.
Bazı dönemlerde cezalandırma yöntemleri işkence ve azap çektirme adı altında bir meslek, hatta sayısı hiç de az olmayan bazı sadist yöneticilerin desteği ile sanat olarak algılanabilmiştir.
Ortaçağ Türk. Devletlerinde, suç ve ceza konusunda türkçe yazılanlar oldukça sınırlıdır. Bu konuda Avrupa´da yazılmış çeşitli çalışmalarda da Türk tarihinin herhangi bir dönemine ait örneklere yer verilmemiştir.
Ortaçağ türk devletlerinde suç ve ceza, ihmal edildiğini ve ayrıntılı bir şekilde incelenmesi gerektiğini düşündüğümüz bu alana dikkat çekmek ve giriş yapmak üzere yazılmış bir eserdir.
...
| 11,99 YTL (6 Satıcı)
|  |
|
| | | | Dört İdam Bir Tanık / Akın Bodur 12 Eylül´deki idamların gözlemcisi, 30 yıl sonra konuşuyor
12 Eylül 1980 darbesinin en acı, en karanlık sonuçları, hiç kuşku yok ki sıkıyönetim mahkemelerinin verdiği ve aceleyle uygulanan idam kararlarında yaşandı. 7 bin siyasi sanık idamla yargılandı, 517 kişi idama mahkûm edildi, 50´sinin cezası infaz edildi.
Serdar Soyergin, Mustafa Özenç, Ali Aktaş, Ahmet Kerse...
Adana´da idam sehpasına çıkarılan dört mahkûmla ilgili bilinmeyenler, infazlarda gözlemci sıfatıyla hazır bulunan Mustafa B.´nin anlatımlarıyla gün ışığına çıkıyor.
Hücrelerinden alınıp götürülüşleri, ailelerine yazdıkları son mektuplar, son arzuları, arkadaşlarının anlatımları, infaz tutanakları ve mezarları...
Dört İdam, Bir Tanık, gazeteci Akın Bodur´un kaleminden 30 yıl sonra 12 Eylül karanlığına tutulan, güçlü, sarsıcı, etkili bir ışık.
...
| 6,99 YTL (2 Satıcı)
|  |
|
| | | | Luviler / H.Craig Melchert M.Ö. üçüncü bin yılın sonu itibarıyla, Anadolu nüfusları Hint- Avrupa dillerini konuşan üç grubu içeriyordu. Orta ve doğu Anadolu´nun kimi bölümleri, (modern) Kızılırmak nehrinin (Hitit Marassantiya, Klasik Halys) güney kıyısının tam güneyinde kalan Neşa (Kaneş) kentinden sonra Nesice olarak adlandırılan dili konuşanlarca işgal edilmişti. Dile verilen isim Hitit öncesi Asur Kolonisi döneminde Anadolu´nun doğu yarısının büyük bir bölümüne yayılmakta olan bir imparatorluğun çekirdeği haline gelen kentteki önemli Hint- Avrupa varlığına işaret etmektedir. Daha sonra Nesice, en azından ilk yıllarında, krallığın politik ve toplumsal yapısında, Hint- Avrupalı Nesice dili konuşanların hâkimiyetine değilse bile, muhtemel varlığına işaret ederek, Hitit krallığının resmi dili haline geldi. Palalar isimli ikinci Hint- Avrupa grubu, daha sonra Paphlagonia olarak bilinen bölgedeki Hatti yurdunun kuzeybatısında yer alıyordu. Batı ve güney Anadolu´da ise üçüncü bir Hint- Avrupa grubu mevcuttu. Bunlara Luviler deniliyordu.
Luvice konuşan toplumların birden çok etnik yapıya mensup oldukları konusunda şüphe edilemez. Aynı şey Luvice konuşan nüfusun kendisi için de geçerlidir... Luvice´nin batı, orta güney ve güney doğu Anadolu´nun geniş kesimlerinde konuşulduğuna dair ayrıntılı kanıtlar mevcuttur... Luvice´nin Eski Hitit döneminde Kizzuwatna´da var olduğu ve orada birkaç yüzyıl kaldığı kesin gibidir. Luvice´nin ne zaman ve ne derecede bugünkü Suriye topraklarına konuşulan bir dil olarak nüfuz ettiği tartışmalıdır. Hitit İmparatorluğu´nun on üçüncü yüzyılın sonundaki çöküşünün ardından beş yüzyıl boyunca Luvice´nin varlığını sürdürmüş olması kuvvetle muhtemeldir.
...
| 22,40 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | 93 Harbi Faciası / Mehmet Rıfat Bey 93 Harbi´nde Kafkas Cephesi´nde görev yapmış olan Mehmet Rıfat Bey´in hatıraları yaşanan `Büyük Bozgun`u birinci ağızdan anlatması açısından ciddi bir önem arz etmektedir.
Kitap üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde 93 Harbi´nin kısa tarihi bulunmaktadır. İkinci bölümde Mehmet Rıfat Bey´in Tarih ve Coğrafya Dünyası dergisinde 1959 yılında yayınlanmış `93 Harbi Faciası` başlıklı tefrikası yer almaktadır. Sutherland Dükü ve diğerleri tarafından Türk askerlerine tıbbi yardım yapmak amacıyla Aralık 1876´da oluşturulan `Stafford House Committee` adlı teşkilata gönüllü olarak katılıp Erzurum´a gelen İskoç Doktor James Denniston´un tanıklığını içeren iki mektup ve Kafkas Cephesi´nde görev yapmış olan Kurmay Yarbay Atıf Bey´in yayınladığı `1293 (H.) Senesinde Kars´ın Düşme Sebepleri Hakkında Raporu`u da son bölümde verilmiştir.
...
| 9,60 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | 12 Eylül Karanlığında / Sait Almış Bu kitapta 12 Eylül döneminde idam edilen 17 devrimcinin; Necdet Adalı, Serdar Soyergin, Erdal Eren, Veysel Güney, Kadir Tandoğan, Ahmet Saner, Mustafa Özenç, İbrahim Ethem Coşkun, Seyit Konuk, Necati Vardar, Ali Aktaş, Ömer Yazgan, Mehmet Kanbur, Erdoğan Yazgan, Ramazan Yukarıgöz, İlyas Has ve Hıdır Aslan´ın ölüme karşı hayatın ateşini yakışları anlatılıyor.
Kızıl rengi ateş verir. Ateş direniştir. Ölüme Ateş Yakan özgürlükçüler en büyük isyancılardır. Hayatın, ölüme karşı isyancıları...
O büyük gün geldiğinde Ben kimbilir kaç yıldan beri Ebedi yatağımda toprağın derinliklerinde Sonsuz bir uykuda uyuyor olacağım Fakat alınca ne zamandır beklediğim haberi Uyanıp, sesimi kimse duymadan O büyük zaferin tarifsiz coşkusuyla Kara toprağın altından, ben de haykıracağım.
Unutup geçmişte kalan acı dünü Kimbilir belki bir kış günü Üzerimi yorgan gibi kaplayan Bembeyaz karın soğuğundan.... Ya da sonbahar mevsiminde Kemiklerime işleyen yağmurdan duyacağım Ve milyonları saran o doyulmaz sevince Ben de sessizce ortak olacağım.
Mevsim ilkbahar sıcak bir yaz olsa da Gece gündüz farketmez ben her zaman hazırım Adımın yazıldığı taş bile yıkılsa da Kalmamış da olsa şu dünyada mezarım Hatırlayıp tek canlı gelmese başucuma O müjdeyi ben doğadan alacağım Nasırlı ellerce yaratılan o görkemli bayrama Hiç kimse farketmeden ben de katılacağım. -Mustafa Özenç-
...
| 16,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | İngiliz Arşivlerinde 12 Eylül`ün Ayak Sesleri / Jan Devletoğlu 12 Eylül darbesinin öncesi ve o günkü Türkiye´nin panoraması İngiliz arşivlerindeki 2.000 belgeye dayanılarak İngilizlerin gözünden anlatılıyor...
Kahramanmaraş olaylarından sonra Tahran´daki İngiliz Büyükelçiliği´nin endişesi neydi? Türk polisini eğitmek için Türkiye´ye gelen Scotland Yard polisleri neden apar topar ülkelerine döndüler? İngiliz diplomatların Güneydoğu izlenimleri ve Talabani-Barzani çatışmalarına yaklaşımları nasıldı? Özdemir Sabancı neden öldürülmekten korkuyordu? Kenan Evren´in Ecevit´in adamı olarak değerlendirilmesinin sebebi neydi? İngilizler darbeyi kimden bekliyordu? Londra neden `Demirel iktidar olursa Türkiye faşizme gider` diyordu? Türkiye´nin kurtarılması için öneriler neydi? Türkiye ikinci İran olabilir miydi?
Tüm bu soruların cevaplarını Jan Devletoğlu, Birleşik Krallık Devlet Arşivleri´nde gizliliği kaldırılan belgelerden araştırdı. Türkiye´yle ilgili 1975-1980 yıllarına ait 2 000 belgeyi inceleyen Jan Devletoğlu, hem adım adım yaklaşan 12 Eylül darbesinin öncesini hem de o günkü Türkiye´nin panoramasını İngilizlerin gözünden anlatıyor.
Arşivlere bakınca İngiliz diplomasisine hayran kalmamak elde değil. Emperyal çağın kazandırdığı deneyimle olsa gerek, müthiş bir öngörü yeteneği geliştirmişler. Bunca isabetli öngörüyü okuduktan sonra Ankara´daki İngiliz diplomatlarının Londra´nın `Türkiye´de neler oluyor?` sorusunu nasıl yanıtladıklarını merak etmez misiniz? Bizim gizli raporların da 30 yıl sonra açılmasını ve mesela şu İpekçi cinayetinin yazışmalarının ortaya çıkmasını istemez misiniz? -Can Dündar-
Jan Devletoğlu´nun Vatan gazetesi için hazırladığı `İngiliz Arşivlerinden 12 Eylül´ün Ayak Sesleri` adlı yazıyı okurken, bu çalışmanın bir kitap olarak basılmayı hak ettiğini düşünmüştüm. Bana ertesi günün sabahını merak ve heyecanla bekleten bu belgeseli bir solukta okumanın ayrıcalık olduğunu şimdi sizler bu kitabın ilk sayfalarından başlayarak hemen fark edeceksiniz. Araştırma haberciliğinde bir usta olan Jan Devletoğlu´nu yakın tarihimize ışık tutan değerli eserinden ötürü kutluyor, 12 Eylül darbesiyle ilgili bilgi ve belgelere farklı boyuttan zenginlik kazandıran bu çalışmayı değerlendiren Doğan Kitap´a teşekkür ediyorum. -Güngör Mengi-
...
| 12,49 YTL (4 Satıcı)
|  |
|
| | | | Çağrışımlar, Tanıklıklar, Dostluklar / Şakir Eczacıbaşı `Kültür Şövalyesi` Şakir Eczacıbaşı´dan Ses Getirecek, Tartışmalar Yaratacak Anılar
İstanbul´un `kültür şövalyesi` olarak ünlenen Şakir Eczacıbaşı´nın, ölümünden kısa bir süre önce tamamladığı anıları Çağrışımlar, Tanıklıklar, Dostluklar bir dönemin kültür, sanat, spor, basın ve iş dünyasından seçkin portrelerle dikkat çekiyor.
81 yaşında hayata veda eden Şakir Eczacıbaşı´nın anılarında özellikle fotoğraf sanatçılığı, iş adamlığı, spor takımları yöneticiliği, sinema alanındaki öncülüğü ve günümüzde her yıl yüz binlerce izleyiciye kucak açan sanat festivalleri kuruculuğu öne çıkıyor.
Şakir Eczacıbaşı, 784 sayfalık anılarında bir yandan dönemin toplumsal ve kültürel çalkantılarını anlatırken, sanatçıların bir araya geldikleri mekânlarda yaşanan olaylara ve yakın tarihimiz açısından önemli kişilere yer veriyor. Öte yandan sanatsal çabalardan siyasal etkileşimlere, sarsılmayan dostluklardan kültür savaşımına kadar birçok olayın, yılların biriktirdiği bu sıra dışı anılarla renklenişine de tanık oluyoruz.
...
| 28,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Turna`nın Kalbi / Erdal Küçükyalçın 15 Haziran 1826´da Kara Cehennem Paşa tarafından Yeniçeri karargâhının kapısına yaptırılan top atışları, köklü bir Osmanlı kurumunun sonuna işaret etmekteydi. Yeniçeri Ocağı kendi hamileri olan Sultan II. Mahmud tarafından normal şartlarda `küffara` karşı savaş anlamına gelen Sancak-ı Şerif açılarak yok edilmişti. Böylece dinî bir mahiyet kazanan bu ihtilal, ertesi gün şeyhülislamın başkanlığında toplanan ulemanın Bektaşi tarikatının topyekün imhasına karar vermesiyle devam etmişti. Oysa Osmanlı ordusunun kalbini teşkil eden yeniçeri ocağını kuranlar, padişahın yakın koruma ordusunun Bektaşi olmasına karar vermemişler miydi? `Türk´e verilerek` Türk yapılan ve İslam adına `küffar` ile savaşanlar da yine bu Hıristiyan doğmuş devşirme çocuklar değil miydi? Ne olmuştu da bu köklü kurum bizzat hamileri tarafından düşman ilan edilebilmişti? Bu kitap kuruluşundan `bozuluşuna` kadar Yeniçeri Ocağını, Yeniçeri Yoldaşlığını ve Bektaşi Yolunu ele almaktadır.
...
| 20,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Tank, Tüfek ve Cezaevi / Esra Açıkgöz 650 bin kişi gözaltına alındı... Bir milyon 683 bin kişi fişlendi... Yedi bin kişi için idam cezası istendi... 517 kişiye idam cezası verildi... İdam cezası verilenlerin 50´si asıldı... Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi...
Gazeteci Esra Açıkgöz´ün hedefinde 12 Eylül´ü bu -di´li geçmiş zaman kipinden çıkarıp bugüne, rakamlardan arındırıp bedenlere büründürmek vardı. Yola çıktı, araştırdı, sordu, dinledi ve yazdı: Abisi Erdal Eren 17´sinde asılırken Sevil Eren 13´ünde bir çocuktu. Şimdi 47 yaşında bir kadın ama yıllar abisinin boşluğunu kapatmadı, kapatamadı.
Maraş Katliamı´nda anne-babası ve ağabeyi gözlerinin önünde öldürüldüğünde Yurdagül Yurtsever 11´indeydi. 30 yıl sonra bugün, gömüldüğü suskunluktan çıkıp yaşadıklarını anlattı. Fehmi Bahçeci, Diyarbakır Cezaevi´ne girdiğinde 16 yaşındaydı. Falakadan dışkı yedirmeye, Filistin askısına kadar her türlü vahşeti yaşadı.
Mehmet Yılmaz, Burhan Yılmaz, Yusuf Kandemir, İsmet Bayır, Faruk Eren, Selma Çoban, Celil Beyazgül, Pınar Selek, Burcu Ballıktaş, Ayfer Tunç, Deniz Zarakolu, Naci Sönmez, Şelda Şenol, Şaban Dayanan, Rojbin Tugan, Jaklin Çelik, Efkan Şeşen, Ayşe Tuncer, Alper Taş, Zeki Atay, İlkay Akkaya, Caner Bingöl, Hüseyin Bora, Meral Baltaş, Ekrem Demir, Şevval Sam. Hepsinin çocuklukları 12 Eylül´le bölünmüştü.
Erken büyümek zorunda kalan, asker ve polisle kovalamaca `oynamak`tan başka şansı olmayan, ölümün soğukluğunu üç-on yedi yaşlarında öğrenen çocuklar hesaplaşılmamış, yüzleşilmemiş bir tarihin bıraktığı tortuyu, geleceğe koyduğu ipoteği dillendiriyorlar...
...
| 16,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Seul`de Büyükelçi Olduğum Aylar / Erdil Akay Bu anı kitabında, emekli Büyükelçi Erdil Akay , Haziran 1980 ila 30 Nisan 1982 yılları arasında görev yaptığı Seul Büyükelçilik yıllarını ve merkezde geçen günlerini, anılarını anlatmaktadır. `Tarihi yazan, tarihi yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtır. `Seul´de Büyükelçi Olduğum Aylar` da dürüst, titiz, çalışkan bir devlet memurunun, ona tevdi edilmiş temel görevini yerine getirirken nasıl mücadele ettiğini okuyacaksınız. Büyükelçi Erdil Akay´ın bu üçüncü anı kitabı bir ibret anıtı.` -Yiğit Okur-
...
| 11,99 YTL (4 Satıcı)
|  |
|
| | | | Mustafa Kemal`e İlk Suikast / Raşit Kısacık Filmin Adı: İhanetin Adı Yok
Yapım-Senaryo: Britanya İmparatorluğundan Lord Curzon ve Wilson
Editör: İngiliz Casusu Binbaşı E.M. Noel
Oyuncular (Senaryonun Esas Oğlanları): Damat Ferit Paşa, Harbiye Nazırı Süleyman Şefik, Dâhiliye Nazırı Adil, Elazığ Valisi Ali Galip, Malatya Kaymakamı Halil Rami, Bedirhan, İngiliz Binbaşı Noel, Siyasi Kürtçüler, Kamuran-Celadet Bedirhan, Cemil Paşazade Ekrem, Şeyh Sait Abdulkadir´in Yakınları...
Plato: Malatya, Sivas, Elazığ
Filmin Konusu: Sivas Konferansının Basılması... Mustafa Kemal ve Arkadaşlarının Yok Edilip Vatanın Parçalar Halinde İşgal Kuvvetlerine Teslim Edilmesi... Hizmetleri Karşılığında da Bedirhanilere Kürdistan´ı, Ermenilere de Ermenistan´ı Hediye Etmek... Sivas, Malatya ve Elazığ Halkını Birbirine Kırdırma...
İşte bu ihanet ve suikast girişimi Malatyalı birkaç telgrafçı ile bir grup yurtsever tarafından önlenmekle kalmadı, olay ulusal kurtuluş mücadelesinin daha azimle başlamasını, Mustafa Kemal´in İstanbul Hükümetinin hainliğini kanıtlamasını da sağladı. Malatyalılar ayrıca bu hain planı bozarken, ulusal kurtuluş mücadelesinin de ilk mali bütçesini oluşturdular. Nutuk başta olmak üzere birçok kaynakta kısaca `Ali Galip Olayı` diye geçen Kurtuluş Savaşı başlangıcındaki bu çok çok önemli olayı tüm detayları ve belgeleriyle terör konusunda uzman Gazeteci-Yazar Raşit Kısacık sizler için kitaplaştırdı. Aynı film şimdi yeniden çevriliyor... Dışarıda Kerkük ve Musul dâhil K. Irak´ı Kürtlere hediye etme; içeride ise Mecliste ve dağda adı hâlâ konamayan ihanetler ve cinayetlerle... Yapım, yönetim, senaryo ve oyuncular, o dönemdeki oyuncuların torunları... Bir de yerli işbirlikçileri...
...
| 9,49 YTL (2 Satıcı)
|  |
|
| | | | Kemal Atatürk`ün Ülkesi / August R.Von Kral Bundan 73 sene önce, 1935 yılında Avusturya´nın ilk Türkiye Büyükelçisi August Ritter von Kral tarafından yazılmış bu kitap, Gazi Mustafa Kemal Atatürk´ün inandığı ve yürekten bağlı olduğu zeki ve çalışkan Türk Ulusu ile birlikte yaptığı devrimleri tarafsız bir yaklaşımla en iyi şekilde anlatıyor.
Bu kitabı benzerlerinden ayıran pek çok özelliğinin yanı sıra, yazarın devrimlerin yapılışını günü gününe izleyip olağanüstü bir titizlikle gözlemleyip kaleme almış olmasıdır.
Kitap boyunca Cumhuriyet´in ilanı ile başlayıp Mustafa Kemal Atatürk´ün hastalığının son günlerine kadar inanılmaz bir hızla devam eden devrimlerin nasıl ve hangi olanaksızlıklarla gerçekleştirildiğinin hikâyesini de okuyacaksınız. Aynı zamanda yapılan devrimlerin, gerçekleştirilen yeniliklerin Türk Ulusu´nun kaderini ve yaşam kalitesini nasıl değiştirdiğine ve kendine, ulusuna sonsuz güvenen bir liderin öncülüğünde, zeki ve çalışkan bir ulusun kültürde, ekonomide, sosyal yaşamda neler yapmaya muktedir olduğuna da şahit olacaksınız.
Yazarın kendisinin de betimlediği gibi, bu kitap yeni Türkiye´nin oluşumunun sıradan bir öyküsü, bir izlenimler demeti ya da Atatürk´ün özyaşam öyküsü olmaktan öte, 1919-1935 yılları arası Türkiye´sinin bilinçli bir aktarımı, bu tarihler arasında gerçekleştirilen Mucize´nin yabancı bir kalemden bilançosu olma savındadır.
...
| 12,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Cumhuriyet Tarihi Yalanları / Sinan Meydan Elinizdeki kitap, `Resmi tarih yalan söylüyor...` diyerek Cumhuriyet tarihine ve Atatürk´e saldırmanın moda haline geldiği bu günlerde, tarihsel belge ve bilgilerle `gerçekte kimin neden ve nasıl yalan söylediğini` gözler önüne sermek için kaleme alınmıştır. İşte kitapta belgelerle cevap verilen Cumhuriyet tarihi yalanlarından bazıları:
Kurtuluş Savaşı´nın başlamasında Atatürk´ün herhangi bir etkisi yoktur Atatürk Kurtuluş Savaşı´na sonradan katılmıştır Vahdettin hain değil kahramandır Kurtuluş Savaşı önemsizdir Kurtuluş Savaşı antiemperyalist bir mücadele değildir İngilizlerle savaşılmamıştır Güney Anadolu´nun kurtarılmasında Atatürk´ün hiçbir etkisi yoktur Çerkez Ethem hain değil kahramandır İnönü Savaşı olmamıştır, sonradan uydurulmuştur Yazı ve dil devrimi Türkiye´yi tarihinden koparmış, insanları bir gecede cahil bırakmıştır
Türkiye´nin içeriden ve dışarıdan emperyalist bir kuşatmayla çevrildiği bu günlerde Cumhuriyet tarihi yalanlarını öğrenmek ve bu yalanlara belgelerle cevap vermek çok büyük bir önem taşımaktadır.
Amacım, Atatürk´ün `Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir (önemlidir); yazan yapana sadık (bağlı) kalmazsa değişmeyen hakikat (gerçek) insanlığı şaşırtan bir hal alır` sözü doğrultusunda, `tarih yapana` sadık kalmayan `tarih yazanları` göstermek ve böylece `değişmeyen gerçeğin insanlığı şaşırtan bir hal almasını` engellemektir. Dileğim, bu kitabın, yalancının mumunu söndürüp gerçeğin aydınlığına çıkmak isteyenlere biraz olsun kılavuzluk etmesidir.
Değişik kaygılarla `Cumhuriyet tarihini çarpıtan; Mevlanzade Rıfat, Rıza Nur, Said-i Nursi, Kazım Karabekir, Necip Fazıl Kısakürek, Nihal Atsız, Kadir Mısıroğlu, Sevan Nişanyan, Yalçın Küçük, Fikret Başkaya, İdris Küçükömer, Eric Jan Zürcher, Mehmet Altan, Burhan Bozgeyik, Mustafa Müftüoğlu, Cemal Kutay, Emre Aköz, Atilla Yayla, Halil Berktay, Taner Akçam, Cemil Koçak, Mümtazer Türköne, Engin Ardıç, Mustafa Armağan, Abdurrahman Dilipak v.b. isimlere belgelerle Meydan okuyoruz...
...
| 16,99 YTL (4 Satıcı)
|  |
|
| | | | Türkiye`nin Yakın Tarihi / Ahmet Yaşar Ocak & İlber Ortaylı & İsenbike Togan `Osmanlı İmparatorluğu gürültüyle ve aniden ortadan kalktı. Büyük imparatorluklar artlarında üç-beş yıllık değil, yüz yıllık sancılar bırakır.` `İttihatçılar vatanseverdi, bu onların hem gücüydü, hem de hatalarının bir nedeni...` `Türk toplumu yeryüzü tarihinin en büyük devrimini yaşayan yerkürenin devlerine karşı varlık mücadelesi vermiştir.` `1924 Anayasası hem bizim tarihimiz hem de yakın tarih için Balkanlar ve Ortadoğu´nun en ilginç kurucu belgelerindendir.` `Birinci Dünya Savaşı´ndaki ağır hatalar ve boş özlemler sebebiyle, İkinci Dünya Savaşı´na ihtiyatla yaklaşılmıştı.` `6-7 Eylül olayları, Varlık Vergisi ile birlikte yakın tarihin en büyük sorun çıkaran iki tertibidir. Tertiplerin akışına sorumlular bile hakim olamamıştır.` `Yassıada duruşmaları hiçbir hukukçunun onaylayamayacağı biçimdeydi.` `Türkiye anayasaları boyuna yenileniyor. Yenilenmeyen politikanın örgütlenme biçimi ve eğitimidir.` Türkiye´nin önde gelen tarihçilerinden ilber Ortaylı Türkiye´nin gündeminden düşmeyen anayasa tarihimizden seçimlere, Birinci Dünya Savaşı´nın acı sonuçlarından ikinci Dünya Savaşfndaki denge politikasına, Enver Paşa´nın komutanlığından İsmet İnönü-Adnan Menderes çatışmasına, komşu ülkeler Irak, Suriye, iran ilişkilerinden ABD, Rusya ve Avrupa Birliği politikasına, askeri darbelerden eğitim sistemimize kadar birçok konuda yakın tarihimizin dönüm noktalarını farklı bir bakış açısıyla ve sıra dışı analizleriyle ele alıyor. Türkiye´nin Yakın Tarihi 20. yüzyılda Türkiye´nin geçirdiği değişimin arka planını merak eden okurlar için kaçırılmaması gereken bir kitap.
...
| 10,80 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | 100 Tarihi Lokanta / DR. Oğuz Erkara ?Bir doktor niye lokantalarla ilgili kitap yazar?? diye bir soru aklınıza gelebilir. Bana göre çağdaş bir insanın mutlaka bir hobisi olması gerekir. Çünkü hobiler insanların sosyal ve ruhsal yönden sağlıklı olmasını sağlar. Benim hobim ise lokantalar. Lokantaya gitmeyi çocukluğumdan beri çok severim. Tezgahtaki yemekleri, fırındaki pideleri, ızgaraları ilgiyle izlerdim. En çokta garsonun tepemize dikilip yemek çeşitlerini saymasına bayılırdım. Ne iş yapıyor olursa olsun pek çok insanın bir lokanta açma hayali vardır. Bir kısmı bunu gerçekleştirir. Bunların bir kısmı başarılı olur, bir kısmı da olamaz. Ben hep bunun nedenini merak ederdim. Bu yüzden, tarihi diye nitelendirebileceğimiz, uzun süredir var olan lokantaları incelemek ve nasıl bu kadar yıl ayakta kaldıklarını öğrenmek istedim. Kendileriyle yaptığım görüşmeler sırasında öğrendiğim hikayelerini kitap haline getirdim. Umarım bu kitapta anlattığım hikayeler, dinlerken ve yazarken bana verdiği keyfi okurken de size verir. Yine umarım ki bu başarılı insanların hikayelerinden biri, lokantacı olmak isteyen birilerine yol gösterici olur.
...
| 28,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Balkanlar ve Türkler / Rifat Emin Sipahi Şair, yazar, Makedonya Eski Kültür bakan Yardımcısı, Makedonya doğumlu ve vatandaşı İlhami Emin, 80 yıllık yaşamında bir Türk olarak Balkanlar´da yaşadıklarını, Osmanlı döneminden orada kalmış Türk varlığı ve kültürünü tarihsel bilgilere, gerçek olaylara dayanarak bir sohbet üslübu ile anlatıyor.
Resmî çevirmenlik ve bulunduğu devlet görevleri nedeniyle, ayrıca sanatçı kişiliğiyle birçok devlet adamı ve ünlü kişilerle olan (Tito- Ecevit- Demirel- Özal- Baykal / J.P.Sartre- Y. Nabi- Ş. Rado- N. Cumalı- M.C. Anday- A. Nesrin- H. Refiğ- A. Behramoğlu- R. Ilgaz- F. H. Dağlarca- Atila İlhan- Prof. İlber Ortaylı- Prof. Toktamış Ateş- Prof. Mustafa İsen...) tarihsel belge niteliğindeki, bilinmeyen ilginç anılarını dile getiriyor.
İlhami Emin, Balkanları´ın Anadolu´daki Türk varlığından koparılmak istenen kültürel bağlarının güçlendirilmesi için öneriler sunuyor.
...
| 16,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Osmanlı Tarihinden Portreler - Seçme Makaleler 1 / Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı Cumhuriyet dönemi tarihçiliğimizin öncü adlarından İsmail Hakkı Uzunçarşılı´nın makalelerinden bir demet. Osmanlı tarihinden on altı portre. Sanat, siyaset, bilim, kültür dünyasından seçme kişiler, kimi bir macera romanı kahramanı niteliğinde, kimi yükselme hırsıyla dolu, kimi ağırbaşlı kişilikler.
Sözgelimi `Kadı Abdurrahman Paşa`da bir taşra yöneticisinin inanılmaz serüvenini; `Hakkı Mehmed Paşa`da bir eyalet valisinin İstanbul´daki siyasi oyunlara kurban edilişini; `Halil Hamid Paşa`da bir sadrazamın olağandışı yükselişini ve düşüşünü; `Kethüdazade`de ayrıksı bir aydının düşünce dünyasını; `Mahmud Celaleddin Paşa`, `Kâmil Paşa` ve `Said Paşa`da II. Abdülhamid döneminin önde gelen üç siyasi kişiliğinin karakter yapılarını tanımak mümkün. Hepsi de yorulmak bilmez bir araştırmacının kaleminden ustaca dile getirilmiş.
...
| 38,40 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Anadolu`nun Kurtuluş Destanı / İlknur Örenç Kurtuluş Savaşı, tarihin hiçbir döneminde esaret altında yaşamamış Türk milletinin, kadını erkeği, yaşlısı genci, köylüsü kentlisi ile top yekûn verdiği, dünyada pek az millete nasip olan destansı bir mücadeledir. Cephede çarpışmak kadar, ordunun erzak ve cephane ikmalini sağlamak da son derece hayati önem taşımaktaydı. Cepheye ulaşan yollar, gece gündüz sırtında mermi taşıyan ya da malzeme yüklü kağnıları sevk eden kadınlarla doluydu. Kurtuluş Savaşı boyunca demiryollarının eksikliği kendisini kuvvetle hissettirecekti. İşte ihtiyaç duyulan silah, cephane ve malzemenin cepheye ulaştırılması için tek yol kalıyordu.
...
| 8,00 YTL (1 Satıcı)
|  |
|
| |
|
|
|
|
| |
| |
|
|
 |
 |
|
|