|
|
|
 |
|
En Düşük Fiyat |
 |
| | Asılmayıp Beslenenler -Bir 12 Eylül Hesaplaşması- / Ertuğrul Mavioğlu Cunta lideri Kenan Evren´in ´´Asmayıp da besleyecek miyiz?´´ düsturunda, 1983 seçimlerinin parlamentosunu 12 Eylül´ün seri cinayet zincirine ortak etmenin ötesinde, o gün ve sonrasında pek tartışılmayan başka bir gerçek daha vardı... Cunta, ´´hain´´ damgasını vurarak hapishanelere doldurduğu bimlerce insanı, tasnifliyordu: asılanlar ve ´´beslenenler´´.
Asılanların sayısı kısa sürede 50´ye ulaşmıştı.
Peki ya beslenenler?
´´Asılmayıp beslenenler´´ kimlerdi?
Kaç kişilerdi?
Yaşları kaçtı?
Nasıl yaşamışlardı?
Ne yiyip ne içmişlerdi?
Madem ki ´hain´ diye damgalanmışlardı,
o halde onlara reva görülen muamele neydi?
Asılmamış olmaları, onları ölümden kurtarmış mıydı?
Bu kitaptaki tanıkların tüm bu sorulara verdiği yanıtlar; 12 Eylül döneminde cezaevlerinde işlenen insanlık suçlarının genel bir panoramasını ortaya koyarken, toplumsal hafızanın diri tutulmasına da destek sunuyor.
´´Asılmayıp beslenenler´´, yağlı urganla değil ama;
cezaevlerinde dayakla, işkenceyle, direnişle, açlıkla onar onar öldüler, sakat kaldılar.
Ömür boyu kendilerini bir gölge gibi takip eden hastalıklarıyla baş başa bırakıldılar.
Bu kitap, onları anlatmaktadır...
...
| 13,68 TL (3 Satıcı)
|  |
|
| | | | Apoletli Adalet / Ertuğrul Mavioğlu Ülkeyi kocaman bir duruşma salonuna çeviren 12 Eylül cuntası, savunma hakkını yok saydı. Mahkemeler kurulsun, yargılama olsun, gencecik insanlar hakkında idam, ömür boyu hapis cezaları istensin ama bunun karşısında kimse bir tek söz dahi etmesin isteniyordu. Tutukluların mahkeme salonlarında yargıçların, savcıların önünde coplanması, tekmelenmesi, yerlerde sürüklenmesi, hakarete uğraması bu yüzdendi.
Tanık olduğu işkenceler karşısında üç maymunu oynayan, dahası işkencenin bizzat uygulayıcısı olan, yasak yöntemlerle elde edilmiş delilleri baş tacı yapan, işlenen kimi cinayetleri örtbas eden bir makinenin verdiği kararla suçlu ilan edilenleri, bizler de suçlu addetmeden önce durup düşünmemiz gerekmiyor mu?
Bir yandan toplumu cendere altına alan yasalar yapıp, diğer yandan adalet mekanizmasını sıkı bir denetim altına aldıktan sonra ortaya atılan: ´iyi yasa mı, yoksa iyi yargıç mı?´ sorusunun aslında ´kırk katır mı, kır satır mı?´ sorusunun bir benzeri olduğu; 12 Eylül döneminin hukukçularından daha iyi kim bilebilir?
´Asılmayıp Beslenenler´, 12 Eylül?de cezaevlerinde yaşanan zulüm politikasıyla hesaplaşmayı hedeflemişti. ´12 Eylül Hesaplaşması´ dizisinin ikinci kitabı olan ´Apoletli Adalet´ ise 12 Eylül Cuntasının, adaleti yığınları sindirme aracına dönüştürme serüvenini: dönemin yargıçlarının, savcılarının, sanıklarının ve avukatlarının tanıklığına dayanarak anlatıyor. (Arka kapaktan)
...
| 7,50 TL (4 Satıcı)
|  |
|
| | | | Asılmayıp Beslenenler / Ertuğrul Mavioğlu Türkiye´nin üzerine bir kabus gibi çöken 12 Eylül cuntasının mimarı Kenan Evren. 3 Ekim 1984´te Cumhurbaşkanı sıfatıyla Muş´ta yaptığı konuşmada, altında imzası olan 43 idamı göğsünü gere gere savunuyor ve "Hainleri asmayıp da besleyecek miyiz?" diye soruyordu.
Asılanların sayısı, emir telakki edilen bu konuşmanın hemen ardından 50´ye yükseldi. Peki cuntacı basının deyimiyle ´beslenenler´ ne durumdaydı? Yasaklar yüzünden kimsenin yüzlerini göremediği, hapishanelerdeki on binlerce genç insan, bu süreçte neler yaşıyordu?
Ertuğrul Mavıoğlu. İste bu soruların yanıtını, o günlerde atıldıkları daracık, pisliğe batmış hücrelerinde ya da bütün haklardan mahrum edildikleri koğuşlarında acı çeken: arkadaşları yanı baslarında öldürülmüş ve sakat bırakılmış tanıkların anlatımına dayanarak veriyor.
Asılmayıp beslenenler, cezaevlerinde dayak, işkence sonucu onar onar ölenler, sakat bırakılanlardı. Duvarların arkasında devreye sokulan ağır bir zulüm politikasının sırtlarına astığı hastalıklar, onları ömürleri boyunca gölge gibi izlemekten asla vazgeçmedi.
Kocaman laboratuvarlara dönüştürülen cezaevlerinde, üzerlerinde türlü deneyler yapılanlar da en doğal gereksinimleri karşılarına silah olarak dikilenler de onlardı. Ve onlar, acımasızca tezgahlanan, yıllara yayılmış kapsamlı bir ´sürek avı´nın değişmeyen kurbanlarıydılar.
...
| 18,40 TL (1 Satıcı)
|  |
|
| | | | Apoletli Adalet / Bir 12 Eylül Hesaplaşması 2 / Ertuğrul Mavioğlu 12 Eylül adaleti, sadece bütün ülkeye yayılmış zulüm toplamını meşrulaştırması ve ona uygun yasal kılıf hazırlaması ile değil; sadece yığınların sindirilmesinde yüklendiği tartışılmaz rolle değil; aynı zamanda kendinden sonra örgütlenen adalet mekanizmasını da yoğurup şekillendirdiği için kapsamlı bir biçimde incelenmeyi hak ediyor.
Ertuğrul Mavioğlu, 12 Eylül hesaplaşması dizisinin ikinci kitabı olan ´Apoletli Adalet´te, dönemin hakim ve savcılarının tanıklığına başvuruyor. 12 Eylül adaletinin bizzat uygulayıcısı olanlar, yaşananların ´emir adaleti´ olduğunu anlatırken, ´hukuktan yana´ tavır almaya çalışan savcı ve hakimlerin başına gelenlerin, ´adalet camiasına´ boyun eğdirmekte işlev yüklendiği bugün daha net görülüyor.
´Apoletli Adalet´te anlatımlarına yer verilen avukatların, cuntanın kurduğu askeri mahkemelerde nasıl sürekli itilip kakıldıklarını, tehdit edildiklerini, sürgüne gönderildiklerini, yaptığı savunma hoşa gitmezse hapse bile tıkıldıklarını öğrendikçe insan, tüm bu yaşananların Kafka´nın ünlü eseri ´Dava´ ile benzerlikleri karşısında şaşkınlığa düşebilir.
Kitapta, cunta mahkemelerinde yargılananların anlatımlarından yola çıkılarak, sorguda, cezaevinde ve mahkeme salonlarında, günün 24 saati hüküm süren işkence karşısında omuzları sırmalı adalet görevlilerinin neden üç maymunu oynadıkları da sorgulanıyor. Onlar duyarsızlar çünkü, tarihteki en güçlü idolü engizisyon olan 12 Eylül adaleti, gerçekte ´işkence adaleti´nden başka bir şey değil...
...
| 12,60 TL (4 Satıcı)
|  |
|
| | | | Bizim Çocuklar Yapamadı: Bir 12 Eylül Hesaplaşması 3 / Ertuğrul Mavioğlu Krzysztof Kieşlowski, gerçek göz yaşlarından, yani gerçeğin kendisinden korktuğu için belgesel çekmeyi bırakıp sinemaya döndüğünü söylemişti. Biraz ilaç, biraz makyaj işte size göz yaşları ve ağlayan bir yüz... Oysa gerçek göz yaşları korkutucudur, cevaplanması gereken sorularla, dolayısıyla ahlaki bir sorunla karşı karşıya getirir insanı, tarafsız kalamazsınız gerçeğin karşısında, sizi konum almaya zorlar.
Bizim Çocuklar Yapamadı böylesi bir konumalışın ürünü. Ve ülkemizin 12 Eylül 1980´de maruz kaldığı askeri darbenin karanlık yüzünü bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Ama sadece darbecilerin değil daha çok darbeye maruz kalanların gerçekliğini... Sıradan insanlardan, işçilere, işsizlere, köylülere, memurlara, öğretmenlere, öğrencilere, çocuklara ve eşlere varana dek... Köylerde, kentlerde, okullarda, üniversitelerde, dağlarda, sokaklarda, nezarethanelerde, cezaevlerinde devrim inancıyla işkencelere, ölümlere meydan okuyan, direnen ya da yenilen devrimcilere ve yapayalnız gençlere varıncaya dek tüm toplumun gerçeğini yakalamaya çalışıyor Ertuğrul Mavioğlu. Yitip gidenin sadece soyut bir tarihsel kesit olmadığını, gerçeğin, yani deneyimin tarihsel bilgiden daha fazla bir şey olduğunu hep hatırlatarak yapıyor bunu...
Bir yandan Fatsa´ya, Tunceli´ye, Diyarbakır´a, Artvin´e, Ankara´ya, İstanbul´a, Bursa´ya, Almanya´ya uzanıyor nazarınız kitap boyunca, bir yandan da İzmir TARİŞ´e İTÜ´ye, ODTÜ´ye, Boğaziçi Üniversitesi´ne ve Çağlayan Mahallesi´ne... Ama zihninizde hep aynı tarih, 12 Eylül 1980, ve aynı sorular: `Bu yaşadığımız vahşetin anlamı nedir, niçin bizi buldu ve bundan bir çıkış yolu var mı?`
Ertuğrul Mavioğlu, 12 Eylül cuntasıyla hesaplaşmasını Bizim Çocuklar Yapamadı isimli bu üçüncü kitabıyla sürdürüyor. Alacağını tahsil etmek istiyor bu kanlı cuntadan. Ama bu hesaplaşma toplumsal olmadıkça sahici de olamayacak şüphesiz, işte bu nedenle yitip giden o tarihi yeniden canlandırmak, alacağı olanların tümüne can vererek seslerini duyurmak istiyor.
Kulak verin bu `bitmemiş senfoniye`, kimbilir kendi sesiniz de kulağınıza çalınır belki
...
| 17,00 TL (1 Satıcı)
|  |
|
| |
|
|
|
|
| |
| |
|
|
 |
 |
|
|